0

Berkay Erdoğan ve Diğerleri Başvurusu (Başvuru Numarası: 2017/6543)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
BERKAY ERDOĞAN VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2017/6543)
Karar Tarihi: 30/6/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan : Kadir ÖZKAYA
Üyeler : Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör : Eser AKINCI
Başvurucular : 1. Mustafa ERDOĞAN
2. Berkay ERDOĞAN
3. Buket Beyza ERDOĞAN
4. Enis Görkem ERDOĞAN
5. Zarife ERDOĞAN
Başvurucular Vekili : Av. Hüseyin AYGÜN

I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru, ölüm riski içeren bir sağlık sorunu bulunduğu hâlde ve hukuki şartları gerçekleşmeden tutuklama kararı verilmesi nedeniyle yaşam hakkı ile kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru Mustafa Erdoğan tarafından 8/3/2017 tarihinde tedbir talepli olarak yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca tedbir talebi reddedilerek dosyanın Bölüme gönderilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
5. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
6. Başvurucunun 22/8/2017 tarihinde ölmesinin ardından, mirasçıları olan diğer başvurucular bireysel başvuruya devam etmek istediklerini bildirmişlerdir.
7. Başvuru belgelerinin bir örneği bilgi için Adalet Bakanlığına gönderilmiştir. Bakanlık görüşünü bildirmiştir.
8. Başvurucular Bakanlığın görüşüne karşı süresinde beyanda bulunmuştur.
III. OLAY VE OLGULAR
9. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
10. Hakkında Fetullahçı Terör Örgütü (FETÖ) ve/veya Paralel Devlet Yapılanması (PDY) üyeliği iddiasıyla soruşturma başlatılan başvurucu Mustafa Erdoğan 20/12/2016 tarihinde beyin tümörü nedeniyle özel bir hastanede ameliyat olmuştur. Başvurucu, hakkında daha önce çıkarılan yakalama kararı üzerine ameliyat olduğu hastanede tedavi gördüğü sırada yakalanmış; Akdeniz Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezince ifade vermesinde sakınca olmadığına dair verilen rapora dayanılarak Cumhuriyet başsavcılığınca savunması alındıktan sonra sorguya sevk edilmiştir.
11. Antalya 2. Sulh Ceza Hâkimliğinin başvurucunun adli kontrol şartıyla serbest bırakılmasına dair kararını itirazen inceleyen Antalya 3. Sulh Ceza Hâkimliği 3/2/2017 tarihinde, Bylock Tespit Tutanağını, tanık İ.O.nun beyanlarını ve diğer delilleri dikkate alarak tutuklama kararı vermiştir.
12. Anılan karara yönelik itirazın Antalya 4. Sulh Ceza Hâkimliğinin 13/2/2017 tarihli kararıyla reddedilmesinin ardından 8/3/2017 tarihinde tedbir talepli bireysel başvuruda bulunulmuştur.
13. Anayasa Mahkemesince 31/3/2017 tarihinde Antalya L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumundan başvurucunun tedavi sürecine ilişkin bilgi istenmiş; anılan Kurumun 4/4/2017 tarihli cevap yazısından başvurucunun tutuklandığı tarihten itibaren Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde yatarak tedavi gördüğü, ceza infaz kurumuna hiç alınmadığı anlaşılmıştır.
14. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığının talebi üzerine Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu tarafından düzenlenen 17/7/2017 tarihli raporda başvurucunun hastane şartlarında yatırılarak tedavisinin gerektiğinin, tedavi bitene kadar ceza infaz kurumunda kalmasının uygun olmadığının bildirilmesinin ardından başvurucu 18/8/2017 tarihinde tahliye edilmiş, 22/8/2017 tarihinde de hayatını kaybetmiştir.
IV. İLGİLİ HUKUK
15. İlgili hukuk için bkz. Fatma Müge Tekin ve Özge Tekin, B. No: 2014/2504, 20/3/2019, §§ 26-39.
V. İNCELEME VE GEREKÇE
16. Mahkemenin 30/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Başvurunun İncelenmesine Devam Edilip Edilemeyeceği Sorunu
17. Başvurucu Mustafa Erdoğan'ın 22/8/2017 tarihinde vefat etmiş olması nedeniyle öncelikle başvuru hakkında düşme kararı verilip verilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
18. Anayasa Mahkemesi İçtüzüğü’nün (İçtüzük) "Düşme kararı" kenar başlıklı 80. maddesinin ilgili kısımları şöyledir:
"(1) Bölümler ya da Komisyonlarca yargılamanın her aşamasında aşağıdaki hâllerde düşme kararı verilebilir:
...
ç) Bölümler ya da Komisyonlarca saptanan herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmemesi.
(2) Bölümler ya da Komisyonlar; yukarıdaki fıkrada belirtilen nitelikteki bir başvuruyu, Anayasanın uygulanması ve yorumlanması veya temel hakların kapsamının ve sınırlarının belirlenmesi ya da insan haklarına saygının gerekli kıldığı hâllerde incelemeye devam edebilir."
19. Anayasa Mahkemesinin yerleşik hâle gelen içtihadına göre başvurucunun vefat etmesi hâlinde başvuruya devam edilmesinde menfaati bulunan mirasçıların ölüm tarihinden itibaren dört ay içinde başvuruyu sürdürme isteklerini Anayasa Mahkemesine bildirmeleri koşuluyla başvurunun incelenmesine devam edilebilecektir (Asya Oktay ve diğerleri, B. No: 2014/3549, 22/3/2017; T.G., B. No: 2017/21163, 9/1/2019, §§ 17, 18).
20. Somut olayda başvurucunun ölümünden yaklaşık üç hafta sonra 13/9/2017 tarihinde, başvuruya devam etmek istediklerini bildiren başvurucunun mirasçılarının başvuruyu takip etme konusunda gerekli özeni gösterdiklerinin kabul edilmesi gerekir.
21. Bireysel başvurudan sonra ölen başvurucunun mirasçılarının başvuruyu devam ettirebilmek için sadece Anayasa Mahkemesine müracaat etmeleri yeterli değildir. Bunun yanında ayrıca başvurucuların başvuruyu takip etmede menfaatleri de bulunmalıdır.
22. Somut olayda mirasçıların ölen başvurucunun tutukluluğunun hukuki olup olmadığının ve yaşam hakkının ihlal edilip edilmediğinin tespitinde meşru bir menfaatlerinin bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla mirasçıların başvuruyu takip edebileceklerinin kabulü gerekir. Bununla birlikte kolaylık sağlaması bakımından kararın ilerleyen bölümlerinde başvurucu kavramı, ölen Mustafa Erdoğan'ı ifade etmek üzere kullanılmaya devam edilecektir
B. Tutuklamanın Hukuki Olmaması Nedeniyle Kişi Hürriyeti ve Güvenliği Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, tutuklanmasını zorunlu kılan nedenler bulunmadığı hâlde tutuklanması nedeniyle kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek tedbiren tahliyesine karar verilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
24. Bakanlık, başvurucunun hukuki olmayan şekilde tutuklandığına ilişkin iddiasıyla ilgili görüş bildirmemiştir.
2. Değerlendirme
25. Başvurucunun şikâyetinin tutukluluğun hukuki olmaması nedeniyle Anayasa’nın 19. maddesi kapsamında kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edilmesine ilişkin olduğu anlaşıldığından incelemenin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
26. Anayasa’nın 19. maddesinin yedinci fıkrası şöyledir:
“Tutuklanan kişilerin, makul süre içinde yargılanmayı ve soruşturma veya kovuşturma sırasında serbest bırakılmayı isteme hakları vardır. Serbest bırakılma ilgilinin yargılama süresince duruşmada hazır bulunmasını veya hükmün yerine getirilmesini sağlamak için bir güvenceye bağlanabilir.”
27. 30/3/2011 tarihli ve 6216 sayılı Anayasa Mahkemesinin Kuruluşu ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
28. Anayasa'nın 19. maddesinin birinci fıkrasında, herkesin kişi hürriyeti ve güvenliği hakkına sahip olduğu ilke olarak ortaya konduktan sonra ikinci ve üçüncü fıkralarında, şekil ve şartları kanunda gösterilmek şartıyla kişilerin özgürlüğünden mahrum bırakılabileceği durumlar sınırlı olarak sayılmıştır (Ramazan Aras, B. No: 2012/239, 2/7/2013, § 43). Anılan maddenin üçüncü fıkrasında; suçluluğu hakkında kuvvetli belirti bulunan kişilerin ancak kaçmalarını, delilleri yok etmelerini veya değiştirmelerini önlemek maksadıyla ya da bunlar gibi tutuklamayı zorunlu kılan ve kanunda gösterilen diğer hâllerde hâkim kararıyla tutuklanabileceği hükme bağlanmıştır (Mustafa Ali Balbay, B. No: 2012/1272, 4/12/2013, § 72).
29. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkı kapsamında ilk tutuklamaya ilişkin yargısal denetimin en önemli parçası, Anayasa'nın 19. maddesinin üçüncü fıkrasında tutuklama tedbirine başvurmanın zorunlu koşulları arasında sayılan suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti bulunup bulunmadığı hususudur. Bu kapsamda, bir suçun işlenmiş olabileceğine ilişkin ciddi belirtilerin varlığı ilk tutma bakımından yeterli olabilir (Hikmet Kopar ve diğerleri [GK], B. No: 2014/14061, 8/4/2015, § 84).
30. Başvurucu hakkındaki soruşturma evraklarından başvurucunun ByLock uygulamasının kullanıcısı olduğu anlaşılmaktadır.
31. Anayasa Mahkemesi, ByLock uygulamasının özellikleri gözönüne alındığında kişilerin bu uygulamayı kullanmalarının veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlarına yüklemelerinin soruşturma makamlarınca FETÖ/PDY ile olan ilgi bakımından bir belirti olarak değerlendirilebileceğini belirtmektedir (Aydın Yavuz ve diğerleri [GK], B. No: 2016/22169, 20/6/2017, §§ 106, 267). Buna göre soruşturma makamlarınca ve/veya tutuklama tedbirine karar veren mahkemelerce FETÖ/PDY üyesi olmakla suçlanan başvurucunun ByLock uygulamasını kullanmasının ve/veya kullanmak üzere elektronik/mobil cihazlara yüklemesinin somut olayın koşullarına göre suçun işlendiğine dair kuvvetli belirti olarak kabul edilmesi, anılan programın özellikleri itibarıyla temelsiz ve keyfî bir tutum olarak değerlendirilemez.
32. Diğer taraftan Anayasa Mahkemesince, tutuklama gerekçeleri ve tutuklamaya ilişkin süreç üzerinden yapılan denetim sonucunda bu tedbirin ölçülü olup olmadığının da belirlenmesi gerekir (Aydın Yavuz ve diğerleri, § 268). Başvurucunun tutuklanmasına ve tutuklamaya yönelik itirazın reddine ilişkin kararlarda belirtilen gerekçeler ile tutuklama süreci dikkate alındığında somut olayda tutuklama nedenlerinin bulunmadığı ve tutuklamanın ölçüsüz olduğu söylenemez (Aydın Yavuz ve diğerleri, §§ 269-276; Selçuk Özdemir [GK], B. No: 2016/49158, 26/7/2017, §§ 77-82).
33. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun tutuklanmasının hukuki olmadığı iddiasına ilişkin olarak bir ihlalin bulunmadığı açık olduğundan başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
C. Yaşam Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları ve Bakanlık Görüşü
34. Başvurucu, hastalığı dolayısıyla hayati tehlike içinde bulunmasına rağmen tutuklanması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini ileri sürerek tedbiren tahliyesine karar verilmesini ve tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.
35. Bakanlık; başvurucunun tahliye olduğu 18/8/2017 tarihine kadar ceza infaz kurumuna hiç alınmadığını, muayene ve tedavilerinin tamamının hastanede yapıldığını, uygulanan tedavinin eksik ya da yetersiz olduğu ve rahatsızlığının yetkililerin uygulamalarından kaynaklanan nedenlerle kötüleştiği yönünde bir iddia da bulunmadığını belirterek somut olayda başvurucunun yaşam hakkının ihlal edilmediği kanaatini bildirmiştir.
36. Bakanlık görüşüne karşı başvurucular, başvuru formunda ileri sürülen hususları tekrarlamışlardır.
2. Değerlendirme
37. Başvurucunun şikâyetinin hastalığı dolayısıyla hayati tehlike içinde bulunmasına rağmen tutuklanması ve hastanenin sağlık koşulları kötü olan bir bölümünde tutulması nedeniyle Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin olduğu anlaşıldığından incelemenin yaşam hakkı kapsamında yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.
38. Anayasa’nın 17. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, yaşama, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkına sahiptir.”
39. 6216 sayılı Kanun’un 48. maddesinin (2) numaralı fıkrası şöyledir:
“Mahkeme, … açıkça dayanaktan yoksun başvuruların kabul edilemezliğine karar verebilir.”
40. Mevcut belgelerin incelenmesi neticesinde başvurucunun tutuklu kaldığı süre boyunca ceza infaz kurumuna hiç alınmadığı, hastalığıyla ilgili gerekli tüm takip ve tedavinin Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde sağlandığı anlaşılmaktadır.
41. Anılan Hastanenin sağlık koşullarının kötü olduğunu ifade eden başvurucu, iddiasını somutlaştırmamış; hangi şartların kötü olması nedeniyle yaşam hakkının ihlal edildiğini açıklamamıştır. Bununla birlikte hastalığın takibi ve tedavisi konusunda herhangi bir eksiklik veya yetersizlikten, hastalığın kamu görevlilerinin kasıtlı uygulamaları nedeniyle kötüleştiğinden de bahsetmemiştir. Bu nedenle söz konusu iddiaların temellendirilmemiş şikâyet kapsamında kabul edilmesi gerekmektedir.
42. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddiasının açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
VI. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A.1. Kişi hürriyeti ve güvenliği hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Yaşam hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 30/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

  Avukat   -   AYM Kararları
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için