0

Danıştay 3. Daire 2009/4750 E. , 2011/4705 K.

3. Daire 2009/4750 E. , 2011/4705 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : 2009/4750
Karar No : 2011/4705

Temyiz Eden : Vergi Dairesi Müdürlüğü-OSMANİYE
Karşı Taraf : …
İstemin Özeti : Kanuni temsilcisi bulunduğu … Besicilik İnşaat Emlak Nakliye Limited Şirketinden tahsil edilemeyen vergi borçlarının davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen 8.10.2008 gün ve 1 ilâ 11, 22 ilâ 27 sayılı ödeme emirlerine karşı açılan davada; 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10'uncu maddesinde; tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzel kişiliği olmayan teşekkülü idare edenler ve varsa bunların kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağının kurala bağlandığı, davacının 19.1.2001 tarihine kadar kanuni temsilcisi bulunduğu ... Besicilik İnşaat Emlak Nakliye Limited Şirketinin sahte fatura kullanması nedeniyle şirket adına re'sen tarh edilen 2000 yılı Ocak ilâ Aralık ve 2001 yılı Ocak dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezası hakkında davacının temsilcilik görevinin sona ermesinden sonra 25.7.2002 tarihinde uzlaşmaya varılmış olup, uzlaşmaya varıldığı tarihte kanuni temsilcilik sıfatı bulunmayan davacının uzlaşılan bu vergilerin ödenmemesinden sorumlu tutulamayacağı, şirketin 2000 yılında mali tabloların doldurulmasına ilişkin kurallara uymaması nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezası, davacının görevden ayrıldığı tarihten sonra 27.3.2003 gününde 4811 sayılı Kanundan yararlanılarak taksitlendirildiğinden, bu cezadan taksitlendirme talebinde bulunan kanuni temsilcilerin sorumlu olduğu, davacının şirket temsilciliğinden ayrıldığı tarihten sonraki temsilciler tarafından 4811 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımı talebi üzerine 2000 yılına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen kurumlar vergisinden matrah artırımı talebinde bulunan kanuni temsilcinin sorumlu tutulması gerektiği, 1999 yılı Temmuz dönemi katma değer vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin davacıdan tahsilinden önce şirket adına ödeme emri düzenlenip düzenlenmediğinin tespiti amacıyla verilen 19.3.2009 ve 21.4.2009 günlü ara kararları üzerine idarece gönderilen belgeler arasında şirket adına düzenlenen ödeme emrinin şirkete tebliğ edildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığından, bu borcun tahsili amacıyla davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuki isabet görülmediği, şirket adına ödeme emri düzenlendikten sonra mal varlığı araştırması yapıldığı, tespit edilen motorlu aracının haczedilerek satışa çıkarıldığı, tahsil edilen paranın mahsubundan sonra kalan kısım için davacı adına ödeme emri düzenlendiği anlışıldığından, 2000 yılına ilişkin olarak kesilen usulsüzlük cezası için davacı adına düzenlenen ödeme emrinde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle 2000 yılı Ocak ilâ Aralık ve 2001 yılı Ocak dönemleri vergi ziyaı cezalı katma değer vergisi ile kesilen özel usulsüzlük cezasının, 2000 yılında mali tabloların doldurulmasına ilişkin kurallara uymaması nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasının, 4811 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımı talebi üzerine 2000 yılına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi ile 1999 yılı Temmuz dönemi katma değer vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27 sayılı ödeme emirlerini iptal eden, 2000 yılına ilişkin olarak kesilen usulsüzlük cezasını içeren 8 sayılı ödeme emri yönünden davayı reddeden … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:…, K:… sayılı kararının; uzlaşmaya varılması ve borcun taksitlendirilmesinin, verginin doğduğu dönemdeki kanuni temsilcilerin sorumluluğunu kaldırmayacağı, şirket hakkında gerekli yasal takibat yapıldıktan sonra kanuni temsilci adına ödeme emri düzenlendiği ileri sürülerek bozulması istenmiştir.
Savunmanın Özeti : Savunma verilmemiştir.
Tetkik Hakimi : …
Düşüncesi : 19.1.2001 tarihine kadar … Besicilik İnşaat Emlak Nakliye Limited Şirketinin kanuni temsilcisi bulunduğunda ihtilaf bulunmayan davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu dönemde gerçekleşen sahte fatura kullanma eylemine ilişkin olarak re'sen yapılan tarhiyatlar hakkında bir başka kanuni temsilci döneminde uzlaşılması ve yine davacının dönemine ait bir vergisel yükümlülüğün ihlali nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasının bir başka kanuni temsilci döneminde taksite bağlanması davacının sorumluluğunu kaldırmayacağından, vergi mahkemesince, uzlaşmaya varılmak suretiyle kesinleşen ancak ödenmeyen vergi borçları ile takside bağlanan özel usulsüzlük cezasına ilişkin sorumluluğun, davacıya değil, uzlaşma ve taksitlendirme talebinde bulunan sonraki kanuni temsilcilere ait olduğu yolundaki gerekçeyle ödeme emirlerinin iptal edilmesi hukuka uygun düşmediğinden kararın bu kısmının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
Savcı : …
Düşüncesi : … Besicilik Yem İnş.Eml.Top.Mah.Nakliyat Sanayi ve Tic.Ltd.Şti.'nin ödenmeyen ve anılan şirkettende tahsil edilemeyen amme alacağı nedeniyle kanuni temsilci sıfatıyla davacıdan tahsili amacıyla düzenlenen ödeme emrine karşı açılan davayı kısmen kabul eden Mahkeme kararı temyiz edilmektedir.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinde, tüzel kişi temsilcilerinin vergi ödevlerini kasıt ve ihmalleriyle yerine getirmemeleri yüzünden tüzel kişilerin varlığından tamamen veya kısmen alınamayan amme alacaklarının kanuni ödevlerini yerine getirmeyen temsilcilerin varlıklarından alınacağı hükme bağlanmıştır.
Madde hükmüne göre, kanuni temsilcilerin vergi alacağından sorumlu tutulmaları, kanuni temsilcilerin vergi ödevlerini kasıt ve ihmalleriyle yerine getirmemeleri ve mükellef veya sorumluların varlığından amme alacağının tamamen veya kısmen tahsiline olanak bulunmaması koşullarının birlikte gerçekleşmesine bağlı bulunmaktadır.
Dosyanın incelenmesinden, davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin 2000 takvim yılı ile 2001/Ocak dönemine ait defter ve belgelerinin incelenmesi sonucu düzenlenen raporla sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı belge kullandıkları nedeniyle yapılan cezalı tarhiyat üzerinden tarhiyat öncesi uzlaşmaya varıldığı, uzlaşma sonucunda tahakkuk eden amme alacağının şirketten tahsili için gerekli işlemler yapılmasına rağmen şirketten tahsil edilmemesi üzerine davacı adına 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10. maddesi uyarınca ödeme emri tanzim ve tebliğ edildiği anlaşılmaktadır.
Dava konusu olayda amme alacağının şirketten tahsilinin mümkün olmadığı hususu sabit olup, bu husus mahkemecede kabul edilmektedir. Öte yandan tarhiyat öncesi uzlaşılan vergi, ceza ve gecikme faizinin süresinde ödenmemesi davacının kanuni temsilcisi olduğu şirketin vergi ile ilgili ödevlerini ihmali sonucu yerine getirmediğini gösterdiği gibi ödeme emriyle tahsiline çalışılan amme alacağı asıl borçlu şirket hakkında içeriği itibariyle sahte ve yanıltıcı belge kullanmaktan dolayı yapılan cezalı tarhiyattan doğduğundan ve sahte fatura kullanma eylemi kanuni temsilcinin bilgisi dahilinde gerçekleştirilebilecek bir eylem olduğundan, amme alacağının süresinde ödenmemesinde kanuni temsilcinin ihmal ve kastının bulunmadığından söz edilemez.
Bu durumda, amme alacağının tahsil edilebilir hale geldiği tarihte şirketin ödeme güçlüğü içerisinde bulunması kanuni temsilci olan davacının sorumluluğunu kaldırmayacağından, davacının kanuni temsilcilik sıfatı sona erdikten sonra yapılan tarhiyata karşı bir başka kanuni temsilci tarafından uzlaşma talep edilerek uzlaşma sağlanması sonucu kesinleşen amme alacağının bu ödevi yerine getirmeyen yeni kanuni temsilcinin sorumlu tutulmasının gerektiğinden bahisle verilen kararda hukuka uyarlık görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kabulü ile mahkeme kararının kabule ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Hüküm veren Danıştay Üçüncü Dairesince işin gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı adına düzenlenen 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 10, 11, 22, 23, 24, 25, 26 ve 27 takip numaralı ödeme emirlerini iptal eden vergi mahkemesi kararı temyiz edilmiştir.
Vergi mahkemesi kararının 4811 sayılı Kanun kapsamında yapılan matrah artırımı talebi üzerine 2000 yılına ilişkin olarak tahakkuk ettirilen kurumlar vergisi ile 1999 yılı Temmuz dönemi katma değer vergisi beyannamesinin verilmemesi nedeniyle re'sen tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin tahsili amacıyla düzenlenen 11 ve 22 sayılı ödeme emirlerinin iptaline ilişkin hüküm fıkrası aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle Dairemizce de uygun görülmüştür.
213 sayılı Vergi Usul Kanununun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10'uncu maddesinde , tüzel kişilerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, temsilcilerin bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi veya buna bağlı alacakların, kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı kurala bağlanmıştır.
Dosyanın incelenmesinden, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 23, 24, 25, 26 ve 27 sayılı ödeme emirleri içeriğinde yer alan katma değer vergisi, vergi ziyaı cezası ve gecikme faizi ile özel usulsüzlük cezasının şirketin 2000 yılında sahte fatura kullanmasından kaynaklandığı, 10 sayılı ödeme emri içeriğinde yer alan özel usulsüzlük cezasının ise 2000 yılında mali tabloların doldurulması ile ilgili kurallara uymaması nedeniyle kesildiği anlaşılmaktadır.
19.1.2001 tarihine kadar ... Besicilik İnşaat Emlak Nakliye Limited Şirketinin kanuni temsilcisi olduğunda ihtilaf bulunmayan davacının şirketi temsil ve ilzama yetkili olduğu dönemde gerçekleşen sahte fatura kullanma eylemine ilişkin olarak re'sen yapılan tarhiyatlar hakkında bir başka kanuni temsilci döneminde uzlaşılması ve yine davacının dönemine ait bir vergisel yükümlülüğün ihlali nedeniyle kesilen özel usulsüzlük cezasının yine başka kanuni temsilci döneminde taksite bağlanması davacının sorumluluğunu kaldırmayacağından, vergi mahkemesince, uzlaşmaya varılmak suretiyle kesinleşen ancak ödenmeyen vergi borçları ile takside bağlanan özel usulsüzlük cezasına ilişkin sorumluluğun, davacıya değil, uzlaşma ve taksitlendirme talebinde bulunan sonraki kanuni temsilcilere ait olduğu yolundaki gerekçeyle ödeme emirlerinin iptal edilmesi hukuka uygun düşmemiştir.
Açıklanan nedenlerle temyiz isteminin kısmen reddine, … Vergi Mahkemesinin … gün ve E:.., K:… sayılı kararının 11 ve 22 sayılı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasının onanmasına, 1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 9, 23, 24, 25, 26 ve 27 ile 10 takip numaralı ödeme emirlerine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin kabulü ile sözkonusu hüküm fıkrasının bozulmasına, 492 sayılı Harçlar Kanununun 13'üncü maddesinin (j) bendi parantez içi hükmü uyarınca alınması gereken harç dahil olmak üzere yargılama giderlerinin yeniden verilecek kararda karşılanması gerektiğine, 13.9.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  Avukat   -   Danıştay Kararları
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için