0

Eşlerin Hukukî İşlemleri, Aile Birliğin Korunması, Medeni Kanun Madde 193-201:

Eşlerin Hukukî İşlemleri, Aile Birliğin Korunması, Medeni Kanun Madde 193-201:
Eşlerden her biri, meslek veya iş seçiminde diğerinin iznini almak zorunda değildir. Ancak, meslek ve iş seçiminde ve bunların yürütülmesinde evlilik birliğinin huzur ve yararı göz önünde tutulur.
Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça, eşlerden her biri diğeri ve üçüncü kişilerle her türlü hukukî işlemi yapabilir.
Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz. Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir. Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini tapu müdürlüğünden isteyebilir. Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur.
Evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmemesi veya evlilik birliğine ilişkin önemli bir konuda uyuşmazlığa düşülmesi hâlinde, eşler ayrı ayrı veya birlikte hâkimin müdahalesini isteyebilirler.
Hâkim, eşleri yükümlülükleri konusunda uyarır; onları uzlaştırmaya çalışır ve eşlerin ortak rızası ile uzman kişilerin yardımını isteyebilir. Hâkim, gerektiği takdirde eşlerden birinin istemi üzerine kanunda öngörülen önlemleri alır.
Eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, ailenin geçimi için her birinin yapacağı parasal katkıyı belirler. Eşin ev işlerini görmesi, çocuklara bakması, diğer eşin işinde karşılıksız çalışması, katkı miktarının belirlenmesinde dikkate alınır. Bu katkılar, geçmiş bir yıl ve gelecek yıllar için istenebilir.
Eşlerden biri, ortak hayat sebebiyle kişiliği, ekonomik güvenliği veya ailenin huzuru ciddî biçimde tehlikeye düştüğü sürece ayrı yaşama hakkına sahiptir. Birlikte yaşamaya ara verilmesi haklı bir sebebe dayanıyorsa hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine birinin diğerine yapacağı parasal katkıya, konut ve ev eşyasından yararlanmaya ve eşlerin mallarının yönetimine ilişkin önlemleri alır. Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın diğerinin birlikte yaşamaktan kaçınması veya ortak hayatın başka bir sebeple olanaksız hâle gelmesi üzerine de yukarıdaki istemlerde bulunabilir. Eşlerin ergin olmayan çocukları varsa hâkim, ana ve baba ile çocuklar arasındaki ilişkileri düzenleyen hükümlere göre gereken önlemleri alır.
Eşlerden biri, birliğin giderlerine katılma yükümlülüğünü yerine getirmezse, hâkim onun borçlularına, ödemeyi tamamen veya kısmen diğer eşe yapmalarını emredebilir.
Ailenin ekonomik varlığının korunması veya evlilik birliğinden doğan malî bir yükümlülüğün yerine getirilmesi gerektirdiği ölçüde, eşlerden birinin istemi üzerine hâkim, belirleyeceği malvarlığı değerleriyle ilgili tasarrufların ancak onun rızasıyla yapılabileceğine karar verebilir. Hâkim bu durumda gerekli önlemleri alır. Hâkim, eşlerden birinin taşınmaz üzerinde tasarruf yetkisini kaldırırsa, re'sen durumun tapu kütüğüne şerhedilmesine karar verir. Koşullar değiştiğinde hâkim, eşlerden birinin istemi üzerine kararında gerekli değişikliği yapar veya sebebi sona ermişse alınan önlemi kaldırır.
Evlilik birliğinin korunmasına yönelik önlemler konusunda yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yerleşim yeri mahkemesidir. Eşlerin yerleşim yerleri farklı ve her ikisi de önlem alınması isteminde bulunmuş ise, yetkili mahkeme ilk istemde bulunanın yerleşim yeri mahkemesidir. Önlemlerin değiştirilmesi, tamamlanması veya kaldırılması konusunda yetkili mahkeme, önlem kararını veren mahkemedir. Ancak, her iki eşin de yerleşim yeri değişmişse, yetkili mahkeme eşlerden herhangi birinin yeni yerleşim yeri mahkemesidir.
Hukuk Genel Kurulu 2013/472 E. , 2014/41 K.
“4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun “Aile konutu” başlığı altında düzenlenen 194.maddesi; “Eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz.
Rızayı sağlayamayan veya haklı bir sebep olmadan kendisine rıza verilmeyen eş, hâkimin müdahalesini isteyebilir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmesini isteyebilir.
Aile konutu eşlerden biri tarafından kira ile sağlanmışsa, sözleşmenin tarafı olmayan eş, kiralayana yapacağı bildirimle sözleşmenin tarafı hâline gelir ve bildirimde bulunan eş diğeri ile müteselsilen sorumlu olur” hükmünü içermektedir.
Anılan maddenin gerekçesinde ise; "Bu madde ile İsviçre Medenî Kanunu'nun 169'uncu maddesine uygun olarak eşlerin hukukî işlemlerinde 193'üncü maddeyle kabul edilen genel kuralın bir istisnasına yer verilmiştir. Madde eşlerin aile konutlarıyla ilgili hukukî işlemlerde eşlerin serbestliği ilkesine istisna getirmiş ve böylece aile konutu ile ilgili bazı hukukî işlemlerin diğer eşin rızasına bağlı olduğu kabul edilmiştir. Aile konutu eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği, yaşantısına buna göre yön verdiği, acı ve tatlı günleri içinde yaşadığı, anılarla dolu bir alandır. Bu nedenle bu denli önemli bir malvarlığıyla ilgili olarak eşlerin tek başlarına hukukî işlemleri yapması diğer eşin önemli yararlarını etkileyebilir…" ifadelerine yer verilmiştir.
Madde gerekçesinde bahsedildiği ve doktrinde de tanımlandığı üzere aile konutu kavramından; eş ve varsa çocukların sürekli olarak barınmak üzere kullanılan ve aile yaşamının yoğunlaştığı yerin anlaşılması gerekmektedir. (M.D. “Medeni Kanun'nun Getirdiği Yeni Bir Müessese:Aile Konutu”, AÜEHFD. 2002, C.VI, S:1-4, s.285-300.; Ayşe Havutçu, “Evli Kadının Yerleşim Yeri” , DEÜHFD, C VII, S 1, s.41).
4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 194.maddesi III.fıkrası hükmü ile rıza alınmadan yapılacak işlemleri önleyebilmek amacıyla, tapu kütüğüne şerh verilmesi olanağı getirilmiştir.
Aile konutu olarak özgülenen taşınmaz malın maliki olmayan eş tarafından, tapu kütüğüne konutla ilgili gerekli şerhin verilmemesi halinde, işlem tarafı iyi niyetli üçüncü kişinin ayni hak kazanımı, tapuya güven ilkesini düzenleyen 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1023.maddesi hükmü ile korunmuştur (Kılıçoğlu, Ahmet.; Türk Medenî Kanunu'nda Diğer Eşin Rızasına Bağlı Hukuksal İşlemler ve Yasal Alım Hakkı, Ankara-2002, s. 20). Bu hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 24.04.2013 tarih,2012/2-1567 esas, 2013/579 karar sayılı ilamında da değinilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Ankara-Mamak, Bahçeleriçi mevkiinde bulunan, davacının eşi A.. A.. adına kayıtlı olan 37390 ada 4 parsel sayılı taşınmazdaki 2 nolu meskene ait tapu kaydı üzerine 12.05.2005 tarihinde davalı Banka lehine çekilen kredinin teminatı olarak ipotek tesisine ilişkin şerh konulmuş, 24.02.2009 tarihinde ise tapu kaydına aile konutu şerhi konulmuştur. Yani ipotek tesis tarihinde dava konusu taşınmaz üzerinde aile konutu şerhi bulunmamaktadır.
Dosyada bulunan ve muhtarlıklardan alınan; 26.04.2002 tarihli aile beyan belgesinde davacı Hacer ve eşi Aslan’ın Ankara/Çankaya/Mamak, Akşemsettin Mahallesi, 62.Sokak, 7 nolu adreste oturdukları; 18.12.2009 tarihinde düzenlenen beyan belgesinde, dava konusu taşınmaz olan Ankara/Mamak, Bahçeleriçi Mahallesi, 118 Sokak, 13/2 no’da bulunan adreste dava dışı M.R.A.ve eşi Y.A. oturdukları, mahalleye 03.11.2003 tarihinde gelindiğinin belirtildiği; 20.02.2009 tarihi itibariyle düzenlenen belgede, davacı ve eşinin dava konusu taşınmazın bulunduğu Bahçeleriçi Mahallesi’nde oturdukları; Akbank Cebeci Şubesi tarafından düzenlenen 04.03.2008 tarihli müşteri bilgi formunda davacı tarafından iletişim adresinin “Akşemsettin Mahallesi 62.Sokak, No: 7 ,Mamak/Ankara” olarak bildirildiği, 14.12.2009 tarihinde düzenlenen emniyet araştırmasında ise, davacı yanın beş ay kadar evvel dava konusu taşınmazın bulunduğu adrese taşındığı belirtilmiştir. Toplanan delillerden, 12.05.2005 olan ipotek tesisi tarihi itibariyle, dava konusu taşınmazda davacı yanın oturmadığı ve buranın aile konutu olarak kullanılmadığı, tapu kaydına da aile konutu olduğuna dair şerhin ipotek tesisinden çok sonra konulduğu anlaşılmakla, belgelerle çelişen tanık beyanlarına itibar edilemeyeceği kanaatına varılmıştır. Her ne kadar dosyaya sunulan rıza belgesindeki imzanın davacıya ait olmadığı belirlenmiş ise de, dava konusu taşınmazın ipotek tesisi tarihinde aile konutu niteliğinde (4721 sayılı TMK’nun 194.maddesi) olmaması nedeniyle, davacı eşin rızasının alınması gerekmeyip, yerel mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hukuk Genel Kurulu görüşmeleri sırasında bir kısım üyeler tarafından, bozma ilamında da değinildiği gibi, dava konusu taşınmazda ipotek tesis edildiği tarihte davalı Banka tarafından “Rıza Açıklaması” başlıklı belge alınmakla, dava konusu taşınmazın aile konutu olduğunun zımnen kabul edildiği, davalı Banka'nın mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 20/2.maddesi (Yeni 6102 s.TTK madde 18/2) uyarınca basiretli bir tacir gibi hareket ederek, usulüne uygun olarak eşin rızasını alması gerekirken, almadığından ipoteğin usulsüz olarak konulduğu ve davanın kabulünün gerektiği ileri sürülmüş ise de, bu görüş çoğunluk tarafından kabul görmemiştir.
Açıklanan gerekçe ile Yerel Mahkemece verilen usul ve yasaya uygun olan direnme kararı bu nedenle onanmalıdır.”

  Avukat   -   Makaleler
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için