0

İnfaz Sırasında Verilecek Kararların Mercii ve Usulü, CİK. Madde 101:

Cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100 üncü maddeler gereğince mahkemeden veya infaz hâkimliğinden alınması gereken kararlar duruşma yapılmaksızın verilir. Karar verilmeden önce Cumhuriyet savcısı ve hükümlünün görüşlerini yazılı olarak bildirmeleri istenebilir. 99 uncu madde gereğince cezaların toplanması gerektiğinde bu hususta hüküm verme yetkisi, en fazla cezaya hükmetmiş bulunan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine, bu durumda birden çok infaz hâkimliği yetkili ise son hükmü vermiş olan mahkemenin bulunduğu yer infaz hâkimliğine aittir. En fazla cezanın; a) Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde Ankara infaz hâkimliğince, b) Bölge adliye mahkemesi tarafından ilk derece mahkemesi sıfatıyla verilmesi hâlinde bölge adliye mahkemesinin bulunduğu il infaz hâkimliğince, c) Bölge adliye mahkemesi tarafından duruşma açmak suretiyle verilmesi hâlinde ise hükmü kaldırılan ilk derece mahkemesinin bulunduğu yer infaz hâkimliğince, bu hususta karar verilir. Bu madde uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebilir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2019/537 E. , 2019/3694 K.
“…
Tehdit suçundan sanık ...'un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle, 43/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 7 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bartın Sulh Ceza Mahkemesinin 12/10/2011 tarihli ve 2010/1425 esas, 2011/1336 sayılı kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/10/2015 tarihli ve 2013/23414 esas, 2015/36087 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, anılan kararın infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik hükümlünün 24/04/2017 tarihli talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararına yönelik infaz savcılığı itirazının kabulü ile infazın durdurulmasına dair kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2017 tarihli ve 2017/542 Değişik İş sayılı kararının, Yüksek Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nün 25/12/2018 gün ve 94660652-105-43-13007-2018-Kyb sayılı istemleri ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 02/01/2019 gün ve 2019/281 sayılı bozma düşüncesini içeren ihbarnamesiyle Daireye gönderilmiş olduğu görülmekle, dosya incelendi:
Kanun yararına bozma isteyen ihbarnamede;
Sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinde yer alan tehdit suçunun, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 3. alt bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediğinden, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunduğu anlaşılmıştır.
TÜRK MİLLETİ ADINA
I-Olay:
Tehdit suçundan sanık ...'un 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 106/1-1. cümle, 43/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 7 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bartın Sulh Ceza Mahkemesinin 12/10/2011 tarihli ve 2010/1425 esas, 2011/1336 sayılı kararının Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 20/10/2015 tarihli ve 2013/23414 esas, 2015/36087 sayılı ilamı ile onanarak kesinleşmesini müteakip, anılan kararın infazı sırasında, 02/12/2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 34. maddesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 253. maddesinde yapılan değişiklik neticesinde infaza konu ilamdaki suçun uzlaştırma kapsamına alındığından bahisle hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesine yönelik hükümlünün 24/04/2017 tarihli talebinin kabulü ile infazın durdurulmasına, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararına yönelik infaz savcılığı itirazının kabulü ile infazın durdurulmasına dair kararın kaldırılmasına ilişkin mercii Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2017 tarihli ve 2017/542 Değişik İş sayılı kararının, sanığın üzerine atılı 5237 sayılı Kanun'un 106/1. maddesinde yer alan tehdit suçunun, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 3. alt bendi gereğince uzlaşma kapsamına alındığı, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 30/10/2007 tarihli ve 2007/4-200 esas, 2007/219 sayılı ilâmında belirtildiği üzere, uzlaştırma kurumu her ne kadar 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253 ve 254. maddelerinde hüküm altına alınarak usul hukuku kurumu olarak düzenlenmiş ise de, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabileceği, bu uygulamanın sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacağı, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki "Suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanır ve infaz olunur." şeklindeki hüküm uyarınca kesinleşmiş kararlar bakımından da uzlaştırma hükümlerinin uygulanması gerektiği cihetle; itirazın reddi yerine yazılı şekilde kabulüne karar verilmesinde isabet görülmediği gerekçesiyle kanun yararına bozmaya konu edildiği anlaşılmıştır.
II- Kanun Yararına Bozma İstemine İlişkin Uyuşmazlığın Kapsamı:
Tehdit suçundan ...'un, TCK'nın 106/1-1. cümle, 43/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 7 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına dair Bartın Sulh Ceza Mahkemesinin 12/10/2011 tarihli ve 2010/1425 esas, 2011/1336 sayılı kararının infazı sırasında, hükümden sonra 02/12/2016 tarihli ve 29906 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 34. maddesi ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 253. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinin 3. alt bendi gereğince, anılan suçun uzlaştırma kapsamına alınması nedeniyle uzlaştırma hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının ve buna bağlı olarak mercii Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2017 tarihli ve 2017/542 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunup bulunmadığının belirlenmesine ilişkindir.
III- Hukuksal Değerlendirme:
Ceza Genel Kurulu'nun 29/05/2018 tarihli ve 2017/15-496 esas, 2018/246 sayılı kararında belirtildiği üzere; uzlaştırma kurumu, uyuşmazlığın yargı dışı yolla ve fakat adli makamlar denetiminde çözümlenmesini amaçlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Uzlaştırma; bu kapsama giren suçlarda, fail ve mağdurun suçtan doğan zararın giderilmesi konusunda anlaşmalarına bağlı olarak, devletin de ceza soruşturması veya kovuşturmasından vazgeçmesi ve suçun işlenmesiyle bozulan toplumsal düzenin barış yoluyla yeniden tesisini sağlayıcı nitelikte bir hukuksal kurumdur. 01/06/2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK’nın 73. maddesinin sekizinci fıkrasında, "Suçtan zarar göreni gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olup, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı bulunan suçlarda, failin suçu kabullenmesi ve doğmuş olan zararın tümünü veya büyük bir kısmını ödemesi veya gidermesi koşuluyla mağdur ile fail özgür iradeleri ile uzlaştıklarında ve bu husus Cumhuriyet savcısı veya hâkim tarafından saptandığında kamu davası açılmaz veya davanın düşürülmesine karar verilir" hükmü ile uzlaşma kurumuna, aynı tarihte yürürlüğe giren 5271 sayılı CMK'nın 253, 254 ve 255. maddelerinde ise, uzlaşmanın şartları, yöntemi, sonuçları, kovuşturma aşamasında uzlaşma ile birden fazla failin bulunması hâlinde uzlaşmanın nasıl gerçekleşeceğine ilişkin hükümlere yer verilmiştir. 19/12/2006 tarihinde yürürlüğe giren 5560 sayılı Kanun'un ikinci maddesiyle, 5237 sayılı TCK'nın 73. maddesinin başlığında yer alan “uzlaşma” ibaresi metinden çıkarılmış, 45. maddesiyle de aynı maddenin sekizinci fıkrası yürürlükten kaldırılmış, yine 24 ve 25. maddeleri ile CMK'nın 253 ve 254. maddeleri değiştirilmiştir. CMK'nın 5560 sayılı Kanun'un 24. maddesi ile değiştirilen 253. maddesinin üçüncü fıkrası; "(3) Soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı olsa bile, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlar ile cinsel dokunulmazlığa karşı suçlarda, uzlaştırma yoluna gidilemez." biçimdeyken 09/07/2009 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 5918 sayılı Kanun'un sekizinci maddesiyle anılan fıkraya "Uzlaştırma kapsamına giren bir suçun, bu kapsama girmeyen bir başka suçla birlikte işlenmiş olması hâlinde de uzlaşma hükümleri uygulanmaz" cümlesi eklenmiştir. 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesi ile yapılan değişiklikle madde başlığı "Uzlaştırma" olarak değiştirilmiş ve 6763 sayılı Kanun ile uzlaştırma kapsamındaki suçların sayıları artırılmış, TCK'nın 106. maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen tehdit, aynı Kanun'un 141. maddesinde düzenlenen hırsızlık ve 157. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçları uzlaştırma kapsamına alınmış, etkin pişmanlık hükümlerine yer verilen suçlara ilişkin sınırlama kaldırılmıştır. Mağdurun veya suçtan zarar görenin gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olması koşuluyla, suça sürüklenen çocuklar yönünden ayrıca, üst sınırı üç yılı geçmeyen hapis veya adli para cezasını gerektiren suçlar da uzlaştırma kapsamına dahil edilmiştir. Uzlaştırma kurumu, fail ile devlet arasındaki ceza ilişkisini sona erdirmesi bakımından maddi hukuka da ilişkin bulunması nedeniyle yürürlüğünden önceki olaylara uygulanabilecek, bu uygulama sadece görülmekte olan davalar bakımından geçerli olmayacak, 5237 sayılı Kanun'un 7/2. maddesindeki düzenleme de nazara alınarak kesinleşen ve infaz edilmekte olan hükümlerde de uygulanabilecek ve bu husus infaz aşamasında gözetilebilecektir. Yerine getirilen hükümler yönünden ise, uzlaştırma sanığın hukuki yararının bulunması koşuluyla uygulanabilecektir.
Uzlaştırma CMK'nın 253. maddesinde ayrıntılarıyla düzenlenmiş, mahkeme tarafından uzlaştırmaya ilişkin anılan Kanunun 254. maddesinde" (1)Kamu davası açıldıktan sonra kovuşturma konusu suçun uzlaşma kapsamında olduğunun anlaşılması halinde, kovuşturma dosyası, uzlaştırma işlemlerinin 253 üncü maddede belirtilen esas ve usûle göre yerine getirilmesi için uzlaştırma bürosuna gönderilir. (2) Uzlaşma gerçekleştiği takdirde, mahkeme, uzlaşma sonucunda sanığın edimini def’aten yerine getirmesi halinde, davanın düşmesine karar verir. Edimin yerine getirilmesinin ileri tarihe bırakılması, takside bağlanması veya süreklilik arzetmesi halinde; sanık hakkında, 231 inci maddedeki şartlar aranmaksızın, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilir. Geri bırakma süresince zamanaşımı işlemez. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildikten sonra, uzlaşmanın gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, mahkeme tarafından, 231 inci maddenin onbirinci fıkrasındaki şartlar aranmaksızın, hüküm açıklanır. " denilmiştir.
Uzlaştırmanın asıl olarak soruşturma evresinde yapılması gereken bir işlem olduğu, kovuşturma aşamasında uzlaştırma hükümlerinin uygulanmasının ise istisnai olarak Cumhuriyet savcısı tarafından uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde mümkün olduğu kabul edilmelidir.
Uzlaştırma usulü uygulanmaksızın dava açılması veya suçun uzlaştırma kapsamında olduğunun ilk defa duruşmada anlaşılması halinde uzlaştırmanın uygulanması gerekmekte olup uzlaşma başarıyla gerçekleşir ve edim bir defada yerine getirilirse kamu davasının düşmesine karar verilecektir.
İncelenen dosyada;
Sanık ... hakkında 05/10/2010 tarihi ve öncesinde gerçekleştirdiği tehdit eylemleri nedeniyle TCK'nın 106/1-1. cümle ve 43. maddeleri uyarınca yargılanıp cezalandırılması talebiyle 06/10/2010 tarihinde kamu davasının açıldığı, yargılama neticesinde Bartın Sulh Ceza Mahkemesinin 12/10/2011 tarihli ve 2010/1425 esas, 2011/1336 sayılı kararıyla sanığın, TCK'nın 106/1-1.cümle, 43/2, 43/1 ve 62/1. maddeleri uyarınca 7 ay 24 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 20/10/2015 tarihli ve 2013/23414 esas, 2015/36087 sayılı ilamı ile onandığı, hükmün infazı sırasında sanığın Düzce Cumhuriyet Başsavcılığı kanalıyla gönderdiği dilekçesiyle 6763 sayılı Kanun'la yapılan değişiklik çerçevesinde uzlaştırmadan faydalanma talebinde bulunduğu, Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararıyla infazın durdurulmasına, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine karar verildiği, Bartın Cumhuriyet savcısı Mehmet Apaydın (189554) tarafından 11/05/2017 tarihinde anılan kararın görüldüsünün yapıldığı, Düzce ilamat ve infaz bürosu Cumhuriyet savcısı Oğuzhan Yalçınkaya (194843) tarafından 29/05/2017 tarihinde Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararına itiraz edildiği, mercii Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2017 tarihli ve 2017/542 Değişik İş sayılı kesin nitelikteki kararıyla itirazın kabulüne, ek kararın ortadan kaldırılmasına karar verildiği, Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 11/07/2018 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararıyla ilamın infazının durdurulduğu anlaşılmıştır.
Dosya kapsamı, kanun yararına bozma istemi ve tüm bu açıklamalar birlikte değerlendirildiğinde;
Dosyamıza konu uyuşmazlığın çözümünden önce, infazın durdurulmasına, dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderilmesine ilişkin Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararına karşı Düzce ilamat ve infaz bürosu Cumhuriyet savcısının itiraz hakkının bulunup bulunmadığı, itiraz hakkının bulunduğunun kabulü halinde itirazın süresinde olup olmadığı değerlendirilmelidir.
5271 sayılı CMK'nın "Kanun Yollarına Başvurma Hakkı" başlıklı 260. maddesi;
(1) Hâkim ve mahkeme kararlarına karşı Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır.
(2) (Değişik fıkra: 18/06/2014-6545 S.K./73. md) Ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcıları, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin; bölge adliye mahkemesinde bulunan Cumhuriyet savcıları, bölge adliye mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabilirler.
(3) Cumhuriyet savcısı, sanık lehine olarak da kanun yollarına başvurabilir.",
anılan Kanun'un "İtiraz Usulü ve İnceleme Mercileri " başlıklı 268. maddesinin birinci fıkrası;
"Hâkim veya mahkeme kararına karşı itiraz, kanunun ayrıca hüküm koymadığı hâllerde 35 inci maddeye göre ilgililerin kararı öğrendiği günden itibaren yedi gün içinde kararı veren mercie verilecek bir dilekçe veya tutanağa geçirilmek koşulu ile zabıt kâtibine beyanda bulunmak suretiyle yapılır. Tutanakla tespit edilen beyanı ve imzayı mahkeme başkanı veya hâkim onaylar. 263 üncü madde hükmü saklıdır."
şeklindedir.
5271 sayılı CMK'da kanun yoluna başvurma hakkı, Cumhuriyet savcısı, şüpheli, sanık ve bu Kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlara, müdafiliğini veya vekilliğini üstlendiği kişilerin açık arzusuna aykırı olmamak koşuluyla avukatlara, şüpheli veya sanığın yasal temsilcisi ve eşine tanınmıştır. İtiraz kanun yolu olağan kanun yollarından olup CMK'nın 267 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. CMK'nın 267. maddesinde; hâkim kararları ile kanunun gösterdiği hâllerde, mahkeme kararlarına karşı itiraz yoluna gidilebileceği hüküm altına alınmıştır.
5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkındaki Kanun'un ''Mahkûmiyet Hükmünün Yorumunda ve Çektirilecek Cezanın Hesabında Duraksama" başlıklı 98. maddesinin birinci fıkrasında, sonradan yürürlüğe giren kanun, hükümlünün lehinde olursa, duraksamanın giderilmesi veya yerine getirilecek cezanın belirlenmesi için hükmü veren mahkemeden karar isteneceği, anılan Kanun'un "İnfaz Sırasında Verilecek Kararların Mercii ve Usulü" başlıklı 101. maddesinin birinci fıkrasında, cezanın infazı sırasında, 98 ilâ 100. maddeler gereğince mahkemeden alınması gereken kararların duruşma yapılmaksızın verileceği, anılan maddenin son fıkrasında ise, bu madde uyarınca verilen kararlara karşı itiraz yoluna gidilebileceği düzenlenmiştir.
Bu açıklamalar karşısında, Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararına karşı cumhuriyet savcısı tarafından itiraz yoluna başvurulabileceğinde tereddüt yoktur. CMK'nın 260. maddesinin ikinci fıkrasında ağır ceza mahkemelerinde bulunan Cumhuriyet savcılarının, ağır ceza mahkemesinin yargı çevresindeki asliye ceza mahkemelerinin kararlarına karşı kanun yollarına başvurabileceklerine dair düzenleme de nazara alındığında, hakim veya mahkeme kararlarına karşı itiraz hakkı olan Cumhuriyet savcısının, kararı veren hakim veya mahkemenin yargı çevresinde görevli olan Cumhuriyet savcısı olduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak başka yerde görevli olan Cumhuriyet savcısı önüne gelen hakim veya mahkeme kararında hukuka aykırılık tespit ederse, bu aykırılığın giderilmesi amacıyla hakim veya mahkeme kararına itirazda bulunulması için kararı veren hakim veya mahkemenin yargı çevresinde görevli olan Cumhuriyet savcısından talepte bulunabilecek, talepte bulunulan Cumhuriyet savcısı da süresinde olmak koşuluyla hakim veya mahkeme kararına itiraz edebilecektir.
Somut olaya gelince; Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararının görüldüsünün Bartın Cumhuriyet savcısı... (...) tarafından 11/05/2017 tarihinde yapılması, anılan karara Düzce ilamat ve infaz bürosu Cumhuriyet savcısı... (...) tarafından 29/05/2017 tarihinde itiraz edilmesi karşısında, Düzce Cumhuriyet savcısının, Bartın 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 08/05/2017 tarihli ve 2010/71 esas, 2011/46 sayılı ek kararına karşı itiraz hak ve yetkisinin bulunmadığı gözetilip, itirazın bu yönden usulden reddi yerine itirazın kabulüyle işin esasına girilerek ek kararın kaldırılmasına dair mercii Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2017 tarihli ve 2017/542 Değişik İş sayılı kararında isabet bulunmamaktadır.
IV-Sonuç ve Karar:
Yukarıda açıklanan nedenlerle,
Kanun yararına bozma istemi yerinde görüldüğünden, mercii Bartın Ağır Ceza Mahkemesinin 10/07/2017 tarihli ve 2017/542 Değişik İş sayılı kesinleşen kararının, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA, bozma nedenine göre sonraki işlemlerin, CMK'nın 309/4-a maddesi gereğince mahallinde merci mahkemesince yerine getirilmesine, 06/03/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”

  Avukat   -   Makaleler
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için