0

Yargıtay 3. Hukuk Dairesi 2017/6599 E. , 2019/2531 K.

3. Hukuk Dairesi 2017/6599 E. , 2019/2531 K.

"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasındaki alacak, cezai şart davasının mahkemece yapılan yargılaması sonucunda, davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün, süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya içerisindeki kağıtlar okunup gereği düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı, dava dilekçesinde özetle; davalının, müvekkili şirketin maliki olduğu alışveriş merkezinde bulunan toplam 622 m2'lik mecuru 24/12/2010 tarihli kira sözleşmesi ile kiraladığını, kira süresinin bitimine iki buçuk yıldan fazla bir süre daha olduğu halde tek taraflı fesih iradesiyle kiralananı 26/06/2015 tarihinde boşalttığını ve teslim ettiğini, bu nedenle kira sözleşmesindeki "Kiracı, sözleşmenin bitiminden evvel işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi halinde, bir yıllık Garanti Edilen Asgari Kira bedelini cezai şart olarak ödemeyi kabul eder." hükmü uyarınca fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak 10.000,00 Euro cezai şartın 26/06/2015'ten itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı, cevap dilekçesinde özetle; yaşadığı ekonomik sıkıntıların birtakım mağazalarındaki faaliyetlerini sonlandırmasını gerektirdiğini, bu nedenle faaliyetinin devamında yarar görülmeyen mağazaların, kiralayanları da zarara uğratmamak kastıyla tahliye edildiğini, mağazanın kira ilişkisinden doğan tüm borçlar ödenmek koşuluyla tahliye edilerek, davacıya teslim edildiğini, 1 yıllık kira bedelini cezai şart olarak ödemesinin iktisaden sarsılma ve çöküntüye uğrama sonucuna yol açmayacağı yönündeki iddialarının yerinde olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece taraflar arasında 24/12/2010 tanzim tarihli, 5 yıl süreli kira sözleşmesi bulunduğu, sözleşme ile kiralananın sözleşme bitiminden evvel tahliye edilmesi halinde bir yıllık garanti edilen kira bedelinin cezai şart olarak ödeneceğinin kararlaştırıldığı, sözleşmeye göre de aylık sabit asgari kira bedelinin 35.712,53 Euro olduğu, Ticaret Sicil Gazetesine göre davalı şirketin 20.000.000,00 TL olan sermayesini 18.06.2015 tarihi itibariyle 50.000.000,00 TL'ye çıkardığı, şirket sermayesi ile talep edilen cezai şart miktarı dikkate alındığında cezai şartın davalı şirketin ekonomik yönden mahvına sebebiyet vermeyeceği, sözleşmede yer alan cezai şartın geçerli ve taraflar bakımından bağlayıcı nitelik taşıdığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hüküm davalı tarafça temyiz edilmiştir.
Dava, kira sözleşmesinde öngörülen cezai şart talebine ilişkindir. Taraflar arasında 24/10/2012 tarihli kira sözleşmesi imzalanmış olup sözleşmenin süresine ilişkin bölümde yer alan 3.3. maddesinde "Kiracı, Sözleşme bitiminden evvel işbu sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetmesi halinde, bir yıllık Garanti Edilen Asgari Kira bedelini cezai şart olarak ödemeyi kabul eder." düzenlemesi bulunmaktadır. Sözleşmedeki bu hüküm, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 179 vd. maddelerinde düzenlenen cezai şart niteliğindedir. TBK'nın 179/1. maddesine göre cezai şart, geçerli bir borcun yerine getirilmemesi veya eksik yerine getirilmesi ya da belli bir yerde, belli bir zamanda yerine getirilmemesi durumunda, borçlunun yerine getirmesi gereken bir edimdir. Cezai şartın ceza ve tazminat fonksiyonu olup, TBK'da bu iki fonksiyon kaynaştırılarak bileşik sistem kabul edilmiştir.
Somut uyuşmazlıkta sözleşmenin tarafları tacirdir. 4721 sayılı Türk Ticaret Kanununun tacir olmanın hükümlerinin düzenlendiği bölümde yer alan 22. maddesine göre "Tacir sıfatını haiz borçlu, Türk Borçlar Kanununun 121 inci maddesinin ikinci fıkrasıyla 182 nci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 525 inci maddesinde yazılı hâllerde, aşırı ücret veya ceza kararlaştırılmış olduğu iddiasıyla ücret veya sözleşme cezasının indirilmesini mahkemeden isteyemez." Ancak kararlaştırılan cezai şart miktarının ekonomik yönden borçlunun mahvına sebebiyet verecek ölçüde yüksek olduğunun saptanması durumunda cezai şarttan makul oranda indirim yapılabileceği Yargıtay uygulmalarında kabul edilmektedir.Ne var ki bu şekilde bir indirime gidilebilmesi için borçlunun ekonomik durumu yönünden ayrıntılı bir inceleme yapılması ve kararlaştırılan cezai şartın ödenmesininin tacir olan borçlunun ekonomik yönden mahvına sebep olup olmayacağının belirlenmesi gerekir. Her ne kadar mahkemece davalı şirketin sermayesini artırdığı gerekçesiyle ekonomik mahvına sebep olmayacağı belirtilmiş ise de davalı savunmasında 1 yıllık kira bedelini cezai şart olarak ödemesinin ekonomik sarsılma ve çöküntüye sebep olacağını belirtmiş, mağazayı da mali sıkıntılar nedeniyle tahliye ettiğini belirtmiştir. Bu durumda tarafların dayanağı olan tüm deliller getirtilerek kira sözleşmesi ile davalının ticari defterleri incelenip talep edilebilecek toplam cezai şart miktarı belirlenerek tespit edilen cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına neden olup olmayacağı konusunda kira alanında uzman bilirkişi, emlak-gayrımenkul değerleme alanında uzman bilirkişi ve yeminli serbest muhasebeci mali müşavirden oluşacak uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle hükmün HUMK.nun 428. maddesi gereğince davalı yararına BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz edenlere iadesine, 6100 sayılı HMK'nun geçici madde 3 atfıyla 1086 sayılı HUMK.nun 440.maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren 15 günlük süre içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, HUMK'nun 440 maddesi uyarınca karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25.03.2019 gününde oybirliğiyle karar verildi.

  Avukat   -   Yargıtay Kararları
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için