0

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 1996/167 E. , 1997/476 K.

Vergi Dava Daireleri Kurulu 1996/167 E. , 1997/476 K.
"İçtihat Metni"
T.C.
D A N I Ş T A Y
VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU
Esas No: 1996/167
Karar No: 1997/476

Temyiz Eden: ...
Karşı Taraf: ... Vergi Dairesi Müdürlüğü

İstemin Özeti: 1989 takvim yılına ilişkin işlemleri incelenen davacı adına salınan gelir vergisi ile kesilen ceza ve aynı yılın Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık dönemleri ile Ağustos 1990 dönemi için salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergileri, dört ayrı ihbarname ile duyurulmuştur.
Bu ihbarnamelerde yazılı vergi ve cezaların tümüne karşı aynı dilekçe ile dava açılmış ve dilekçe tek nüsha olarak verilmiştir.
Dilekçe ve eklerini inceleyen ... Vergi Mahkemesinin ... günlü ve K: ... sayılı kararında; 19.9.1994 gününde kayda giren bir nüsha dilekçe ile cezalı gelir vergisi ve muhtelif dönemlere ait katma değer vergileri tarhiyatlarına karşı birlikte dava açıldığı saptanarak, 2577 sayılı Yasanın 3 üncü ve 5 inci maddelerine uygun bulunmayan dava dilekçesi reddedilmiş, yeniden verilecek dilekçe ile her bir döneme ait cezalı katma değer vergisi ile gelir vergisi tarhiyatlarının ayrı ayrı dava konusu yapılması gerektiği, yenileme dilekçesinde de aynı yanlışlıkların yapılması halinde davanın reddedileceği belirtilmiş ve karar, davacıya duyurulmuştur.
Dilekçe ret kararına rağmen yeniden verilen dilekçede de 1989 yılının 8, 9, 10, 11 ve 12.dönemlerine ait cezalı katma değer vergisine karşı birlikte dava açıldığı görüldüğünden, ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararla; 2577 sayılı Yasanın 5 inci maddesinde öngörülen düzenlemeye uyulmadan yenilenen davanın, 2577 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca reddine karar vermiştir.
Davanın reddine ilişkin bu karara karşı yükümlünün temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi, 25.10.1995 günlü ve E:1995/2910, K:1995/2790 sayılı kararıyla; 2577 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında, her idari işlem aleyhine ayrı ayrı dava açılacağı ancak, aralarında maddi ve hukuki yönden bağlılık ya da sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceğinin belirtildiği, olayda, 1989 yılının Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık dönemlerine ilişkin cezalı katma değer vergileri için ayrı ayrı ihbarname düzenlenmediği, uyuşmazlığa konu cezalı vergilerin tek bir ihbarname ile duyurulduğunun dosyada bir örneği bulunan 28.7.1994 günlü ve 10/41 sayılı ihbarnameden anlaşıldığı, salınan katma değer vergilerinin farklı dönemlere ait olmasına karşın aralarında maddi ve hukuki bağlılık bulunduğu, bu hususlar gözönünde tutulmaksızın davanın reddi yolunda verilen kararda yasaya uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.
Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararında, ilk kararındaki hukuksal nedenlere ek olarak; katma değer vergisinin genel olarak aylık dönemler itibarıyla tahakkuk ve tahsil edilen bir vergi olduğu ancak, bazı vergi daireleri ve mal müdürlüklerince birden fazla aylık dönemler için tarh edilerek tek ihbarname ile duyurulduğunun görüldüğü, diğer taraftan, zamanında ödenmeyen çeşitli vergilere ait amme alacaklarının da bir tek ödeme emri ile mükelleften istenebildiği, dilekçe ret kararlarının temyizen incelendiği dönemlerde Danıştay tarafından verilen muhtelif kararlarda temyiz mercii farklı olan ve dönemleri ayrı olan davalarda maddi ve hukuki bakımdan bağlılık bulunmadığından ayrı dava açılması gerektiğinin belirtildiği, yargılamanın en az masrafla yapılması genel prensip olmakla birlikte, katma değer vergisinin özelliği itibarıyla her bir dönem için ödenecek katma değer vergisinin tespitinde önceki dönemden mahsubu gereken vergiler ile ilgili dönemde ödenmesi gereken veya sonraki döneme devreden vergilerin tespitinin zorunlu olduğu, oniki aylık dönemin tek bir ihbarname ile istenmesi ve her döneme isabet eden vergilerin indirimler nazara alınarak tespit edilmesi, bazı dönemlerde kısmen ödenmesi gereken verginin bulunması, bazı dönemlerde ise verginin onanması ve her dönem için farklı ceza uygulanması durumunda tüm bu hususların aynı kararda yer alması, yargılama giderlerinin hüküm altına alınması ve kararın yazımında zorluklara yol açılacağının gözönüne alınması gerektiği, temyize konu yapılamayan dilekçe ret kararı üzerine aynı yanlışlığın yinelenmesi nedeniyle verilen ve davanın reddi yolundaki kararda, 2577 sayılı Yasanın 15 inci maddesine aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle ilk kararında direnmiştir.
Direnme kararı yükümlü tarafından temyiz edilmiş ve çeşitli dönemlere ilişkin katma değer vergileri tahakkukunun tek bir ihbarname ile duyurulmuş olması karşısında, bu dönemlere ait tahakkuklara aynı dilekçe ile dava açılmasının 2577 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasına uygun olduğu ileri sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: 1989 yılının Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık dönemleri için yapılan kaçakçılık cezalı katma değer vergisi tarhiyatlarına karşı açılan dava, mahkemece, 2577 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca reddedilmiştir. Sözü edilen karar yükümlü tarafından temyiz edilmiştir.
2577 sayılı Yasanın 5 inci maddesinin 1 inci fıkrası hangi hallerde tek dilekçe ile dava açılacağını düzenlemiştir.
Olayda, 1989 yılının muhtelif dönemleri için yapılan kaçakçılık cezalı katma değer vergileri tek bir vergi ihbarnamesi ile yükümlüye duyurulmuştur.
Tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen mahkeme, daha önce verilen dilekçe ret kararına rağmen yenilenen dilekçede her bir dönem için ayrı dava açılmadığının görüldüğü gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş ise de, katma değer vergisinin özelliği gereği bir önceki dönemin takip eden dönemi etkilemesi, başka bir deyişle önceki dönem için yapılan bir tarhiyat nedeniyle gelecek dönemde de ödenmesi gereken bir verginin doğması mümkündür.
Bu nedenle, birden fazla döneme ilişkin olarak yapılan tarhiyatlar arasında sebep-sonuç ilişkisi bulunduğundan bu tarhiyatlara karşı tek dilekçe ile dava açılması, yasaya aykırılık oluşturmayacağından yazılı gerekçeyle verilen davanın reddi yolundaki ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmüştür.

Danıştay Savcısı ...'ın Düşüncesi: İleri sürülen bozma nedenleri, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49 uncu maddesinin 1 numaralı bendinde öngörülen nedenlerden hiçbirisine girmediğinden, temyiz isteğinin reddi ile hukuka ve usul hükümlerine uygun bulunan, Vergi Mahkemesi ısrar kararının onanması gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
Davacı adına, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım ve Aralık 1989 vergilendirme dönemleri için salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergilerine karşı açılan davayı, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 15 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca reddeden vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.
2577 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin 5 inci fıkrasında; aynı maddenin 1 inci fıkrasının (d) bendine göre dilekçenin reddedilmesi üzerine yeniden verilen dilekçelerde aynı yanlışlıklar yapıldığı takdirde davanın reddedilmesi öngörülmüştür. Maddenin 1 inci fıkrasının (d) bendinde ise, yine 2577 sayılı Yasanın 14 üncü maddesinin (3/g) bendinde yazılı hallerde yeniden düzenlenmek veya noksanlar tamamlanmak üzere dilekçelerin reddi, 14 üncü maddenin (3/g) bendinde ise, dava dilekçelerinin 2577 sayılı Yasanın 3 üncü ve 5 inci maddelerine uygun olup olmadığı yönünden incelenmesi kabul edilmiştir.
İdari Yargılama Usulü Kanununun "Aynı Dilekçe ile Dava Açılabilecek Haller" başlıklı 5 inci maddesinin 1 inci fıkrasında; aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yada sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden fazla işleme karşı bir dilekçe ile de dava açılabileceği kurala bağlanmıştır.
Bu düzenlemelerden, aralarında maddi veya hukuki yönden bağlılık yahut sebep-sonuç ilişkisi bulunan birden çok işleme karşı aynı dilekçe ile dava açılan durumlarda dilekçelerin, Yasanın 5 inci maddesine aykırı olmayacağı ve 14 üncü maddenin (d) bendine göre dilekçelerin reddedilemeyeceği anlaşılmaktadır.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 39 uncu maddesinde katma değer vergisinde vergilendirme döneminin faaliyet gösterilen takvim yılının üçer aylık dönemler olacağı ancak, Maliye ve Gümrük Bakanlığının üç aylık vergilendirme dönemi yerine birer aylık vergilendirme dönemi tespit etmeye yetkili olduğu kurala bağlanmış, bu kurala dayanarak Maliye Bakanlığınca yayımlanan (3) sayılı Katma Değer Vergisi Genel Tebliği ile gerçek usulde vergilendirilen katma değer vergisi mükelleflerinin birer aylık vergilendirme dönemine tabi tutulacakları belirlenmiştir.
Katma değer vergisi sistemimizde, takvim yılı aşılmamak koşuluyla yapılmakta olan indirim ve mahsuplar nedeniyle her vergilendirme döneminin bir önceki dönemden etkilendiği, sonraki dönemi de etkilediği bilinmektedir. Bu nedenle aylık veya üçer aylık vergilendirme dönemlerine tabi mükelleflerin ayrı ayrı ihbarnamelerle duyurulsa da, bu dönemlerin vergi ve cezalarına karşı aynı dilekçe ile dava açmalarının, İdari Yargılama Usulü Kanununun 5 inci maddesinin1 inci fıkrasına ve 14 üncü maddesinin (d) bendine dayalı olarak da 15 inci maddesinin (3/g) bendine aykırı düştüğünden söz edilemez.
Vergi mahkemesince, bu düzenlemeler göz ardı edilerek, dava dilekçesinin reddi yasaya uygun olmadığından, temyiz incelemesine konu olmayan dilekçenin reddi yolundaki karara dayanılarak davanın 2577 sayılı Yasanın 15 inci maddesinin 5 inci fıkrası uyarınca reddi yolundaki ısrar kararı hukuka uygun görülmemiştir.
Bu nedenlerle, ... Vergi Mahkemesinin ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı ısrar kararının bozulmasına, yeniden verilecek kararda karşılanacağından yargılama giderleri yönünden hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına, 13.11.1997 gününde oybirliği ile karar verildi.

  Avukat   -   Danıştay Kararları
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için