0

Ayhan Tanrıvermiş Başvurusu (Başvuru Numarası: 2015/18565)

TÜRKİYE CUMHURİYETİ
ANAYASA MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
AYHAN TANRIVERMİŞ BAŞVURUSU
(Başvuru Numarası: 2015/18565)
Karar Tarihi: 17/6/2020
İKİNCİ BÖLÜM
KARAR
Başkan : Kadir ÖZKAYA
Üyeler : Engin YILDIRIM
Celal Mümtaz AKINCI
Rıdvan GÜLEÇ
Recai AKYEL
Raportör : Mustafa EKİM
Başvurucu : Ayhan TANRIVERMİŞ
Vekili : Av. İsmail ERGÜNEŞ

I. BAŞVURUNUN KONUSU
1. Başvuru; yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarının mağduru olarak katılınan ve şahsi hak talebinin bulunduğu ceza yargılamasının uzun sürmesi nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının, söz konusu suçlar nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların giderilmemiş olması nedeniyle de mülkiyet hakkının ihlal edildiği iddialarına ilişkindir.
II. BAŞVURU SÜRECİ
2. Başvuru 24/11/2015 tarihinde yapılmıştır.
3. Başvuru, başvuru formu ve eklerinin idari yönden yapılan ön incelemesinden sonra Komisyona sunulmuştur.
4. Komisyonca başvurunun kabul edilebilirlik incelemesinin Bölüm tarafından yapılmasına karar verilmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
5. Başvuru formu ve eklerinde ifade edildiği şekliyle ilgili olaylar özetle şöyledir:
6. Başvurucu 9/8/1996 tarihinde şüpheliler tarafından kaçırılıp darbedilmek suretiyle bir miktar parasının yağmalandığı iddiasıyla 10/8/1996 tarihinde şikâyetçi olmuştur.
7. Eyüp Cumhuriyet Başsavcılığı şüpheliler hakkında 23/5/1997 ve 7/1/1997 tarihli iddianameler ile yaralama ve gasp suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açmıştır.
8. Başvurucu, (kapatılan) Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesine yazdığı 3/10/1997 tarihli dilekçeyle sanıkların cezalandırılmalarını, gasbedilen 2700 Amerikan dolarının, 120 Alman markının ve 4 milyon Türk lirasının fiilî ödeme günündeki Türk lirası karşılığının sanıklardan tahsil edilmesini talep etmiştir. Bununla birlikte başvurucu, ayrıca 1 milyar TL manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
9. (Kapatılan) Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi 2/10/2003 tarihli kararıyla sanıklardan H.A.K. hakkında yaralama suçundan hüküm kurulmasına yer olmadığına, gasp suçundan ise bu kişinin 20 yıl ağır hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Mahkeme ayrıca sanığın manevi tazminat olarak 500 milyon lira ödemesine hükmetmiş, maddi tazminat talebini ise başvurucunun yetkili hukuk mahkemelerinde dava açma hakkını saklı tutarak reddetmiş, yabancı uyruklu sanık R.A.H. hakkındaki dosyanın ise sanığın uzun süredir yakalanamamış olması nedeniyle ayrılmasına karar vermiştir.
10. Anılan kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Ceza Dairesi 11/10/2006 tarihli ilamıyla yeni yürürlüğe giren -26/9/2004 tarihli ve 5237 sayılı- Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre değerlendirme yapılması gerektiği gerekçesine dayanarak mahkeme kararını bozmuştur.
11. Bozma kararı üzerine yapılan yargılama neticesinde Eyüp 2. Ağır Ceza Mahkemesi 31/5/2007 tarihli kararıyla, sonradan yürürlüğe giren Türk Ceza Kanunu hükümlerine göre eylemleri yeniden nitelendirmiş ve sanık H.A.K.nın yağma suçundan 8 yıl 4 ay, kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçundan 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermiştir. Başvurucunun tazminat talebine ilişkin olarak ise herhangi bir hüküm kurmamıştır.
12. Başvurucu 3/8/2007 tarihli dilekçesiyle alt sınırdan karar verilmiş olması ve tazminat talebine ilişkin hüküm kurulmamış olması nedenleriyle temyiz talebinde bulunmuştur. İlk derece mahkemesi kararı, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 21/3/2012 tarihli ilamıyla cezaların gerekçeden yoksun bir şekilde alt sınırdan verildiği gerekçesine dayanılarak bozulmuştur.
13. Bozma kararı sonrası Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesi 27/3/2013 tarihli ilamıyla sanık H.A.K. hakkında yağma ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlarından toplam 13 yıl 4 ay hapis cezası vermiş, tazminat talebi için hukuk mahkemelerinde dava açılabileceğini bildirmiştir. Başvurucu 17/6/2013 havale tarihli dilekçesiyle sanığın temyiz taleplerinin reddedilmesini ve kararın onanmasını talep etmiştir. Karar, Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 9/9/2015 tarihli ilamıyla onararak kesinleşmiştir.
14. Başvurucu 24/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur.
IV. İNCELEME VE GEREKÇE
15. Mahkemenin 17/6/2020 tarihinde yapmış olduğu toplantıda başvuru incelenip gereği düşünüldü:
A. Adil Yargılanma Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
16. Başvurucu, katılan olarak yer aldığı ve 9/8/1996 tarihinde başlayan ceza yargılamasının başvurucunun katılma talebinde bulunduğu 3/10/1997 tarihinden sonra 17 yıl 11 ayda sonuçlandırılmış olması nedeniyle adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür.
2. Değerlendirme
17. Anayasa’nın “Hak arama hürriyeti” kenar başlıklı 36. maddesinin birinci fıkrası şöyledir:
“Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir.”
18. Anayasa'nın 36. maddesinde korunan adil yargılanma hakkının kapsamı bu maddede düzenlenmemekle birlikte bu hakkın kapsam ve içeriği, Anayasa'nın yargılamaya ilişkin diğer maddeleri ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (Sözleşme) 6. maddesi çerçevesinde belirlenmelidir (Latif Hacıbekiroğlu, B. No: 2014/6011, 22/9/2016, § 31).
19. Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen 6. maddesinde, adil yargılanmaya ilişkin hak ve ilkelerin medeni hak ve yükümlülükler ile ilgili uyuşmazlıkların ve bir suç isnadının esasının karara bağlanması esnasında geçerli olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla bir uyuşmazlığın adil yargılanma hakkı kapsamında incelenebilmesi için ya bir suç isnadına ilişkin bulunması ya da medeni hak ve yükümlülüklerle ilgili olması gerekmektedir.
20. Başvuruya konu ceza yargılamasında başvurucu katılan sıfatı ile yer almaktadır. Bu itibarla başvurucu yönünden somut olaydaki uyuşmazlığın suç isnadına ilişkin olduğu söylenemez. Bununla birlikte başvurucu, aynı davada gasbedildiğini iddia ettiği paranın ödenmesini istemiş ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Başka bir ifadeyle başvurucu ceza mahkemesinden mülkiyet hakkı kapsamında şahsi hak talebinde bulunmuştur. Mülkiyet hakkının bir medeni hak olduğu hususunda tartışma bulunmamaktadır. Dolayısıyla ceza mahkemesi tarafından yürütülse bile şahsi hak talebinin mevcut olduğu yargısal sürecin medeni hak ve yükümlülükler kapsamında bir uyuşmazlığa ilişkin olduğunun kabulü gerekir (Benzer yönde kararlar için bkz. Musa Doğan ve Abdulhalik Ay, B. No: 2014/13154, 16/2/2017, § 44; Abdulkadir Karaboğa ve diğerleri (2), B. No: 2014/14510, 25/10/2017, § 38).
21. Anayasa Mahkemesi Ferat Yüksel (B. No: 2014/13828, 12/9/2018) kararında, 31/7/2018 tarihi itibarıyla yargılamanın makul sürede sonuçlanmadığı şikâyetiyle derdest olan başvurularda İnsan Hakları Tazminat Komisyonuna başvuru yolunun etkili başvuru yolu olduğuna karar vermiştir. Başvurucu 24/11/2015 tarihinde bireysel başvuruda bulunduğundan başvurunun bu kapsamda değerlendirilmesi gerektiği açıktır.
22. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
B. Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine İlişkin İddia
1. Başvurucunun İddiaları
23. Başvurucu, kendisinden gasbedildiğini iddia ettiği paraların ödenmesi ile manevi tazminat talebinin yargılama sırasında dikkate alınmaması nedeniyle mülkiyet hakkının, maddi ve manevi varlığın korunması hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüş; ihlalin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.
2. Değerlendirme
24. Anayasa Mahkemesi, olayların başvurucular tarafından yapılan hukuki nitelendirmesi ile bağlı olmayıp olay ve olguların hukuki tavsifini kendisi takdir eder (Tahir Canan, § 16). Bu itibarla başvurucunun bu bölümdeki iddialarının mülkiyet hakkı kapsamında incelenmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
25. Bireysel başvurunun ikincil niteliğinin bir sonucu olarak olağan kanun yollarında ve mahkemeler önünde ileri sürülmeyen iddialar ile bu mahkemelere sunulmayan bilgi ve belgeler bireysel başvuru konusu edilemez (Bayram Gök, B. No: 2012/946, 26/3/2013, § 20).
26. Başvurucu, Bakırköy 14. Ağır Ceza Mahkemesinin 27/3/2013 tarihli -tazminat talebi için hukuk mahkemelerinde dava açılabileceğinin bildirilmesine dair hükmü de içeren- ilamını katılma yoluyla temyiz etmiş ve sadece sanığın temyiz talebinin reddedilerek kararın onanmasını talep etmiştir (bkz. § 13). Bu nedenle başvurucunun mülkiyet hakkı yönünden ihlale neden olduğunu ileri sürdüğü iddiaları yetkili makamlara iletmediği, bu iddialarına ilişkin bilgi ve belge sunmadığı ve böylece başvuru yollarını usulüne uygun tüketmediği anlaşılmaktadır.
27. Açıklanan gerekçelerle başvurunun bu kısmının diğer kabul edilebilirlik koşulları yönünden incelenmeksizin başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar verilmesi gerekir.
V. HÜKÜM
Açıklanan gerekçelerle;
A. 1. Adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
2. Mülkiyet hakkının ihlal edildiğine ilişkin iddianın başvuru yollarının tüketilmemesi nedeniyle KABUL EDİLEMEZ OLDUĞUNA,
B. Yargılama giderlerinin başvurucu üzerinde BIRAKILMASINA 17/6/2020 tarihinde OYBİRLİĞİYLE karar verildi.

  Avukat   -   AYM Kararları
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için