0

Danıştay 15. Daire Başkanlığı 2015/8824 E. , 2015/8768 K.

Danıştay 15. Daire Başkanlığı 2015/8824 E. , 2015/8768 K.

Danıştay İçtihat Metni
T.C.
D A N I Ş T A Y
ONBEŞİNCİ DAİRE
Esas No : 2015/8824
Karar No : 2015/8768


Temyiz Eden (Davacı) :
Vekilleri : -
Karşı Taraf (Davalı) : Gümrük ve Ticaret Bakanlığı
Vekilleri :

İstemin Özeti : ... 4.İdare Mahkemesi'nce verilen ... tarih ve ... sayılı kararın, hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek temyizen incelenip bozulması istenilmektedir.
Savunmanın Özeti : Mahkeme kararının hukuka uygun olduğu, temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
Düşüncesi : Davacıya uygulanan idari yaptırım yerinde olmakla birlikte; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 28.11.2013 tarih ve 28835 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 86.maddesi ile yürürlükten kaldırıldığından ve dava konusu işlemle davacıya uygulanan idari yaptırıma ilişkin 6502 sayılı Kanunda davacı lehine düzenleme söz konusu olduğundan, davacı lehine olan hükmün uygulanması gerektiği görüşüyle temyize konu mahkeme kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Onbeşinci Dairesi'nce tetkik hakiminin açıklamaları dinlenip dosya içindeki belgeler incelenerek gereği düşünüldü:
Dava; elektronik ortamda mesafeli satış yapan davacı şirket nezdinde Gümrük ve Ticaret Bakanlığı müfettişlerince yapılan inceleme sonucu düzenlenen 19.02.2013 tarih ve 324/1 sayılı İnceleme Raporunda; 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 9/A maddesinin 6.fıkrasına aykırı olarak, cayma hakkını kullanan tüketicilere bedel iadesinin 10 günlük yasal süre içinde yapılmadığı tespit edilen 202 adet tüketici işlemi bulunduğunun ifade edildiği, 4077 sayılı Kanun'un 9/A maddesine aykırı olan bu husus nedeniyle davacı şirkete aynı Kanunun 25.maddesinin 2.fıkrasında öngörülen idari para cezasının 2011 yılında cayma hakkını kullanması neticesinde bedel iadesinin 10 günlük yasal süresinden sonra yapılan 125 adet tüketicinin her biri için 125x245-TL=30.625-TL., 2012 yılında 77 adet tüketicinin her biri için 77x270-TL=20.790-TL olmak üzere toplam 51.415- TL.idari para cezası uygulanmasının teklif edilmesi üzerine İstanbul Valiliği'nce anılan miktarda para cezası verilmesine ilişkin 14.03.2014 tarih ve 746 sayılı işlemin iptali istemiyle açılmıştır.
İdare Mahkemesi'nce, soruşturma raporunda isimlerine yer verilen 202 tüketicinin yasal süresi içinde cayma hakkını kullandıkları halde, cayma bedellerinin davacı şirket tarafından kanunda öngörülen süreden sonra yapıldığının açık olduğu, soruşturma dosyasının içeriğinde yer alan EK:2/177, EK:2/188' ve diğer belgelerden, davacı şirkete ait ... internet adresinde Mesafeli Satış Sözleşmesi başlıklı içerikte sağlayıcı olarak davacı şirketin gösterildiği, ürünlerde "Sözleşme konusunun MÜŞTERİ'nin SAĞLAYICI'ya ait ... internet sitesinden..." şeklinde belirtilmek suretiyle bu hususa açık olarak yer verildiği, bu durumda müşterinin, "sağlayıcı" olarak davacı şirketi anlaması gerektiği, aracı kuruluş olduğunu bilmesinin beklenmeyeceği karşısında, davacının satıcı/sağlayıcı olduğunun kabulü gerektiği, bu sebeple dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı tarafından, şirketin alım satım işleminin tarafı olmadığından satıcı veya sağlayıcı olmadığı, satıcı/sağlayıcının faaliyetlerini yayınlayan, içeriklerini sunan mecra kuruluşu olduğu bu sebeple de ilgili mevzuat kapsamında sorumlu tutulamayacağı ileri sürülerek Mahkeme kararının bozulması istenilmektedir.
08/03/1995 gün ve 22221 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 28/11/2013 gün ve 28835 sayılı 6502 sayılı Kanunun 86.maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve 87.maddesi ile de bu Kanunun yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra yürürlüğe gireceği hüküm altına alınmıştır. 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun, 28/05/2014 tarihinde yürürlüğe girmiştir.
Dava konusu işleme dayanak olan 4077 sayılı Kanun'un "Mesafeli Sözleşmeler" başlıklı 9/A maddesinin ilk fıkrasında "Mesafeli sözleşmeler; yazılı, görsel, telefon ve elektronik ortamda veya diğer iletişim araçları kullanılarak ve tüketicilerle karşı karşıya gelinmeksizin yapılan ve malın veya hizmetin tüketiciye anında veya sonradan teslimi veya ifası kararlaştırılan sözleşmelerdir. " şeklinde tanımı yapılmış, son fıkrasında "Satıcı veya sağlayıcı cayma bildiriminin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on gün içinde almış olduğu bedeli, kıymetli evrakı ve tüketiciyi bu hukuki işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi iade etmek ve yirmi gün içerisinde de malı geri almakla yükümlüdür." hükmü ile cayma hakkı ile ilgili olarak satıcı/sağlayıcının yükümlülüğü düzenlenmiş; aynı Kanunun "Ceza Hükümleri" başlıklı 25.maddesinin 2.fıkrasında "..., 9/A maddesinde,... belirtilen yükümlülüklerden her birine aykırı hareket edenlere ikiyüz Türk Lirası idarî para cezası verilir." hükmüne yer verilmiş iken;
"Mesafeli sözleşmeler" konusu, 6502 sayılı Kanun'un 48.maddesinde düzenlenmiş, mesafeli sözleşmelerde cayma hakkı ile ilgili usul ve esasların Yönetmelikle belirleneceği hükme bağlanmış, Kanunun 48.maddesine dayanılarak hazırlanan 27.11.2014 tarih ve 29188 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliği'nin 12.maddesinde "(1) Satıcı veya sağlayıcı, tüketicinin cayma hakkını kullandığına ilişkin bildirimin kendisine ulaştığı tarihten itibaren on dört gün içinde, varsa malın tüketiciye teslim masrafları da dahil olmak üzere tahsil edilen tüm ödemeleri iade etmekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir.
6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun "Ceza hükümleri" başlıklı 77.maddesinin 1.fıkrasında ise, "Bu Kanunun ... 48 inci,..... ve 57 nci maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında aykırılığı tespit edilen her bir işlem veya sözleşme için iki yüz Türk Lirası idari para cezası uygulanır." şeklinde 48.madde hükümlerine aykırılık halinde uygulanacak müeyyide düzenlenmiştir.
Buna göre; 28/05/2014 tarihinden önce 4077 sayılı Kanunun 9/A maddesinde belirtilen yükümlülüklerden her birine aykırı hareket edenlere uygulanacak müeyyide; 2011 yılı için 245-TL., 2012 yılı için 270-TL. idari para cezası verilmesi iken, 6502 sayılı Kanunun 48.maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenlere aykırılığı tespit edilen her bir işlem veya sözleşme için (220-TL) iki yüz yirmi Türk Lirası (15/11/2014 tarihli ve 29176 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliğinde (Sıra No:441) tespit edilen 2014 yılı için yeniden değerleme oranı olan % 10,11 (yüzde on virgül on bir) artış esas alınarak, 1/1/2015 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere) idari para cezası verilmesi öngörülmüştür.
İptali istenen dava konusu işlemde, davacının internet aracılığıyla uzaktan satışa ilişkin olarak tüketicilerle mesafeli sözleşme yaptığı, mesafeli sözleşmelerde cayma hakkını kullanan tüketicilere bedel iadesini yasal süre içinde gerçekleştirmediği tespit edildiğinden, davacıya verilen idari para cezasının dayanağı mülga 4077 sayılı Kanunun 9/A maddesinin 6.fıkrası olup; Kanunun 9/A maddesinin 6.fıkrasındaki cayma hakkını kullanan tüketicilere bedel iadesini on gün içinde gerçekleştirmeyen davacıya, aynı Kanunun 25.maddesinin ikinci fıkrası dahilinde 2011 yılında 125 adet tüketicinin her biri için 125x245-TL=30.625-TL., 2012 yılında 77 adet tüketicinin her biri için 77x270-TL=20.790-TL olmak üzere toplam 51.415- TL. dari para cezası verilmiştir.
6502 sayılı Kanunun "Mesafeli Sözleşmeler" başlıklı 48.madde hükümlerine aykırılık halinde uygulanacak müeyyideyi düzenleyen 77.maddesinin 1.fıkrasında "48 inci,....maddelerinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket edenler hakkında aykırılığı tespit edilen her bir işlem veya sözleşme için iki yüz yirmi Türk Lirası idari para cezası uygulanır" hükmü getirildiğinden idari para cezasının miktarı mülga 4077 sayılı Kanunda düzenlendiği haline kıyasla düştüğünden davacının lehine bir durum ortaya çıkmaktadır. Ayrıca mülga 4077 sayılı Kanun'da cayma hakkının kullanılması halinde bedel iadesi için öngörülen süre on gün olarak belirlenmiş iken; 6502 sayılı Kanun'un 48.maddesine dayanılarak hazırlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinde bu süre (14 gün) on dört gün olarak belirlenmiştir. Cayma hakkının kullanımında satıcının yükümlülüklerinden bedel iadesine ilişkin sürenin uzatılması da davacının lehine olan bir durumdur.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 3. maddesinde; Kanun'un, idari yaptırım kararlarına karşı kanun yoluna ilişkin hükümlerinin, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmaması halinde, diğer genel hükümlerinin ise, idari para cezası veya mülkiyetin kamuya geçirilmesi yaptırımını gerektiren bütün fiiller hakkında uygulanacağı hükmü yer almıştır.
Aynı Kanun'un 5. maddesinde, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun zaman bakımından uygulamaya ilişkin hükümleri kabahatler bakımından da uygulanacağı, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun "Zaman bakımından uygulama" başlıklı 7. maddesinde ise, suçun işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine olan kanun uygulanacağı ve infaz olunacağı belirtilmiştir.
Kabahatler Kanunu'nun anılan hükümlerinin gözardı edilerek karar verilmesi mümkün olmadığı gibi lehe kanun uygulamasından davacının mahrum edilmesinin de düşünülemeyeceği açıktır.
Dava konusu uyuşmazlıkta, davacı şirketin, 4077 sayılı Kanun'un 9/A maddesinin 6.fıkrasında belirtildiği üzere cayma hakkını kullanan tüketicilerden 202 adedinin bedel iadelerinin yasal süresinde gerçekleştirmediği tespit edildiğinden, davacıya uygulanan idari yaptırım yerinde olmakla beraber, 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı Kanun'un 48.maddesine aykırılık halinde müeyyideyi düzenleyen 77.maddesinin 1.fıkrasının ve bu 48.maddeye dayanılarak hazırlanan Mesafeli Sözleşmeler Yönetmeliğinin 12.maddesinin davacı lehine uygulanması gerektiğinden dava konusu işlemde ve temyize konu mahkeme kararında bu yönüyle hukuka uygunluk görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacının temyiz isteminin kabulüyle, ... 4. İdare Mahkemesi'nin ... tarih ve ... sayılı kararının BOZULMASINA, yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın adı geçen mahkemeye gönderilmesine, 2577 sayılı Kanunun 54. maddesinin 1. fıkrası uyarınca bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren onbeş gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 15/12/2015 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY:

Dava konusu işlemde uygulanan yaptırımın idari tedbir niteliğinde bir idari işlem olduğu, idari işlemlere, tesis edildikleri tarihteki mevzuat hükmü uygulanması gerektiğinden sonraki mevzuat değişikliklerinin 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 5. maddesi dikkate alınarak uygulanamayacağından Mahkeme kararının onanması gerektiği görüşüyle çoğunluk kararına katılmıyorum.

  Avukat   -   Danıştay Kararları
0 0
0 yanıt   -  

Avukatlara soru sormak için